“ARCHILIFOGRAPHY” MANİFESTOSU*

05-duvar_taskisla-ist

* For English version: https://archilifography.com/about/

Vimeo’da /Archilifography /on Vimeo:  https://vimeo.com/archilifography

Instagram’da /Archilifography/ on Instagram: https://instagram.com/archilifography/

Mimarlık ürün ve mekânların tanıtım ve pazarlamasına yönelik olarak fotoğraf üreten ana akım mimari fotoğraf anlayışı, bu ürünlerin genellikle kütle-hacim-malzeme ekseninde yansıtılmasını benimsemiştir. Bu fotoğrafik temsillerde mimari mekânlar; insandan ve gündelik hayatın getirdiği/gerektirdiği eklemelerden/kullanımlardan arındırılmış, en hijyenik halleriyle yansıtılırlar. Bu mekânların gerçek kullanıcıları, fotoğrafa genellikle sadece mekân ve ölçek hissini güçlendirmek amacıyla sınırlı olarak dâhil edilirler. Mekânların kullanıcısından arındırılmış biçimde fotoğraflandığı bu türden örnekler, o yapıların ruhunu yansıtmaktan uzaktırlar. Bu arındırma hissini, 1900’lerin başında Paris’i belgeleyen fotoğraflar çeken Eugene Atget’in yaklaşımı hakkında Walter Benjamin’in yaptığı tespitte de görmek mümkün: “…ıssız, atmosfersiz, yeni kiracısını daha bulamamış bir daire gibi boşaltılmış, çevresi ve insanı ile yabancılaşan…”[1]

İmgenin özüne yapılan – perspektif düzeltmesi başta olmak üzere- müdahalelerle gerçeklikten daha da uzaklaşılmaktadır. Bu nedenlerle, bir binanın mimari fotoğraflarını gördüğümüzde bıraktığı etkiyle, o binayı deneyimlediğimizde oluşan hisler birbirinden çok farklı olabilmektedir.

Konularını kusursuz olarak göstermeyi amaçlayan mimari mekân fotoğrafları, aslında insanlar için tasarlanmış mimari eseri/mekânı gerçekliğinden koparmakla kalmayıp, görsel tüketime yönelik arzu nesnesi haline getirmekte, onu meşrulaştırma amacına hizmet etmektedir.

Oysaki mimarlık ürünleri dört boyutunun ötesinde, insanın bütün duyularına- hatta bununla da kalmayarak altıncı hissine ve hayalgücüne de- hitap eden nitelikler içermektedir. Mimariyi bütün bu nitelikleri ile fotoğrafta iki boyuta indirgeyerek aktarmak başlı başına bir güçlük yaratırken, günümüzün hâkim mimari fotoğraf anlayışı, mimarinin bu zengin potansiyelini aktarmakta çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Bu fotoğraflarda eksik olan “samimiyet”tir. Samimiyet eksikliği fotoğrafçının,  mekânın potansiyelini kavramak için yeterince çaba sarfetmemesinden kaynaklanabileceği gibi, pazarlama ve meşrulaştırma amacına hizmet eden bilinçli bir tercih de olabilmektedir.

Gerçekte bir mimarlık ürününü başarılı yapan; estetik kalitesinin yanı sıra, tasarlanış amacına uygun hizmet vermesi ve kullanıcılarının akıl, beden ve ruh sağlığına olumlu katkı yapmasıdır. “Samimi” mimari fotoğraflar elde edebilmek için, bütün bu ölçütlerin doğru biçimde değerlendirmesini yapabilmek üzere mekânı bütün boyutlarıyla deneyimleyebilme özverisine ve bu deneyimi fotoğrafın iki boyutlu dünyasına adapte ederek anlatabilme becerisine sahip olmak gerekir.

“Archilifography ” [2] Ne Öneriyor?

  • İnsanın, mimarinin olduğu kadar mimarinin fotoğrafik temsillerinin de nesnesi değil öznesi; figüranı değil başrol oyuncusu olduğu, Archilifography‘nin çıkış noktasıdır.
  • Yapıların, ideal ışık ve hava koşullarında, bakana en estetik gelecek şekilde fotoğraflanması mimarinin özünü aktarmakta yetersiz bir yaklaşımdır. Mimarlık ürünü bir süs eşyası değil, F.L.Wright’ın söylediği gibi “biçim haline gelmiş yaşamdır”. “Archilifography”nin mimarlık ürününü, fiziksel varlığının ötesinde tüm boyutlarıyla ve içinde gelişen yaşantıyla bütünleşik olarak yansıtması hedeflenmektedir. Bu amaçla önerilen yöntemler şunlardır:
  1. Mimarlık ürününün nasıl kullanıldığı, içindeki ve çevresindeki yaşantıyı nasıl belirlediği/dönüştürdüğü, gözlem yeteneğine ve mimari farkındalığa sahip -tercihen mimarlık kavrayışı olan- fotoğrafçı tarafından katılımcı bir şekilde deneyimlenecektir. Bazı informel kullanım türleri ve kullanıcıların mimariyle etkileşiminin belgelenmesi, mimari eserin ruhunu anlama ve aktarma açısından, “Archilifography”nin mihenk taşını oluşturacaktır.
  2. Mimarlık ürününün en mükemmel olarak yansıtılabileceği açı veya konumdan değil, gerçeklik duygusunu verebilecek farklı açılardan, günün farklı saatlerinde hatta farklı mevsimlerde görüntülenecektir. Günışığının özellikle iç ve dış mekânlardaki hacimsel etkisi tüm gerçekliğiyle yansıtılmaya çalışılacaktır. Dördüncü boyut olan zamanı vurgulama açısından süreci yansıtmaya dönük, zaman atlatma (time lapse) gibi tekniklerden yararlanılabilecektir.
  3. Mimarlık ürününün fotoğraflarına yapılacak optik ve dijital müdahaleler (perspektif düzeltmesi gibi) en düşük düzeyde tutularak gerçeklik algısının korunması hedeflenmektedir. Bu amaca yönelik ekipman kullanımına özen gösterilecektir. Ancak eğer fotoğraflanan mimari mekân fotoğrafçısının hayalgücünü tetikleyen niteliklere sahipse, fotoğrafçı bunu kendi yorumuna dayanarak aktarmakta kullanacağı teknik ve ekipmanı seçmekte özgür olacaktır.
  • Mimarlık ürününün, mahremiyet koşullarına saygı göstermek kaydıyla, mümkün olduğunca gerçek kullanıcıları tarafından, gerçekte olduğu gibi yaşantılanırken fotoğraflanması hedeflenmektedir. Amaç, içindeki hayatla birlikte mekânların ruhunu gerçekte olduğu gibi keşfetmek ve fotoğrafla aktarmaktır. Kesinlikle konu mankeni kullanılmayacak, iç ve dış donanımın doğasına yapılacak müdahaleler en az düzeyde tutulacaktır.[3]
  • Yayınlanacağı medyanın niteliğine göre, gerektiğinde görsel algı dışındaki diğer duyulara da hitap edebilecek bir belgeleme yapılması önerilebilecektir. Bu yardımcı medya ve teknikler, mimari fotoğrafın temsil ettiği mimarlık ürününü gerçeğe en yakın şekilde aktarmasını destekleyecektir. [4]

Cesur mimarlar, yatırımcılar/ mal sahipleri ve mimarlık medyası aranıyor!…

Archilifography mimarlığın gücünü ve hayatlarımızı biçimlendirme potansiyelini fotoğraf aracılığıyla en gerçekçi biçimiyle yeniden keşfetmeyi ve o yapıları deneyimleme şansı yakalayamayan kitlelerle tüm samimiyetiyle paylaşmayı hedeflemektedir.

Archilifography  anlayışının hayat bulabilmesi için; yarattığı mimarlık ürünlerinin kullanım performansına kefil olabilecek cesur mimarlara, yapılarının medya ortamında gerçek kimlik ve yaşantılarıyla “samimiyetle” yansıtılmasından çekinmeyecek mal sahibi/ yatırımcı ve kullanıcılara ve de mimarinin görsel belgelemesinde alternatif yaratacak bu harekete yer verme cesaretine sahip bir medya anlayışına ihtiyaç vardır.

Ya siz? bunlardan biri misiniz?


[1] Benjamin, W. (1979): One-Way Street. London: New Left Books, 1979, s.250-251

[2] Tüm isim hakları Sena Özfiliz/ Sightliner Photography’ye aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.

[3] İnsan ve gerçek hayat izleri çekim öncesi yok edilmeyecektir.

[4] Örneğin çekim yapılan mekândaki akustiği belgeleyen ses kayıtları vb.

Reklamlar